Yorum yapılmamış

Bellevue Residences by Kempinski

Bellevue Residences
Bellevue Residences by Kempinski Astaş İnşaat ve Remag Gayrimenkul ortaklığıyla inşa edilen ve Kempinski tarafından işletilen Bellevue Residences by Kempinski’de büyüklükleri 226 metrekare ile 414 metrekare arasında rezidans daireler bulunmakta. Etiler girişinde inşa edilen Bellevue Residences by Kempinski, yedi yıldızlı bir yaşam alanı olarak planlandı. Toplam 64 dairenin bulunduğu Bellevue Residences by Kempinski, 7 bin metrekare alan üzerinde 22 katlı ve 2 kuleden oluşuyor.
Bellevue Rezidans
Bellevue Rezidans
Bellevue Residences İstanbul, özenli, rakipsiz mimari yapısı, mekanın optimum kullanımı ve lüks hizmetleri ile farklı bir yaşam tarzı sunuyor. “Özel mülkiyete ait lüks konutlarda yaşamanın tadını çıkarın” sloganıyla tanıtılan Bellevue Residences Istanbul Managed by Kempinski, 2008 yılında Levent’te, İstanbul Boğazı’nın panoramik manzarasına hakim, çok özel bir lokasyonda hizmete açıldı. Kempinski’nin yüzyılı aşan beş yıldızlı otel tecrübesi ve rafine servis anlayışının, sakin ve dingin bir ortamda sunulduğu Bellevue Residences seçkin bir yaşam tercih edenlere hitap etmektedir. Astaş & Remag ortaklığında Nispetiye’de 7.000 metrekare alan üzerinde inşa edilen 22 katlı Bellevue Residences İstanbul’da, büyüklükleri 211 metrekare ile 807 metrekare arasında değişen 3+1 / 4+1 / 5+1 ve 6+1 seçeneklerinde 64 daire bulunmaktadır. Projede Concierge’ dan teknik servise, temizlik ve alışveriş servisine kadar hizmetler bulunmakta ve rezidans Kempinski tarafından işletilmektedir. Bellevue Kempinski Residences’ın, mimari tasarımda kaliteyi buluşturan kendine özgü daire seçenekleri ile yaşam alanınıza yeni bir boyut kazandırıyor.
Bellevue Residences by Kempinski
Bellevue Residences by Kempinski
7.000 metrekare alan üzerine kurulu, 22 katlı iki kuleden oluşan Bellevue Residences’da, 8′i dubleks olmak üzere 64 seçkin rezidans bulunuyor. Residence büyüklüklerinin 211 m² den 807 m² kadar değiştiği Bellevue Residences, 2+1, 3+1, 4+1, 5+1, 6+1 olmak üzere farklı daire seçeneğiyle, residence sahiplerinin yaşam keyfini tam anlamıyla çıkarmalarını sağlıyor. Ulus ve Ortaköy’ün yemyeşil vadi manzarasına sahip olan, Boğaz’dan Adalar’a uzanan eşsiz güzellikteki İstanbul manzarasını, yere kadar uzanan camları ve balkon keyfiyle hayatınıza katacak olan Bellevue Residences Kempinski, inceliklerle düşünülmüş detayları, estetik tasarımı ve fonksiyonel uygulamaları ile sıra dışı bir yaşam alanın kapılarını sizin için aralıyor.
Bellevue Residences by Kempinski
Bellevue Residences by Kempinski
Geniş salonların, ithal mutfakların, özel dizayn banyoların ve residence kombine edilmiş hizmetli bölümünün bulunduğu Bellevue Kempinski Residence’da, iç mimaride kullanılmak üzere özenle seçilen şık ve en iyi kalite malzemeler residence sakinlerinin konforu ön planda tutularak tasarlanıyor. Detaylar tasarımı eşsiz kılar. Kempinski danışmanlığıyla, 2 Designer tarafından hazırlanan Bellevue Residence dairelerinde, aradığınız şıklığı ve konforu bulacaksınız. Kempinski grubu tarafından işletilmekte olan bu eşsiz proje sakinlerine aynı zamanda özel hizmetler sunuyor. Kempinski grubu rezidans işletmeciliği alanına Türkiye’de 2007 yılında girdi.  Türkiye’de uluslararası bir otelcilik işletme firması tarafından işletilen ilk bireysel rezidans olma özelliğini taşıyan Kempinski Residences Astoria’dan sonra Kempinski İstanbul’da ikinci rezidansında faaliyetine başladı. Levent’de 22 katlı iki kuleden oluşan tesiste çeşitli büyüklüklerde boğaz manzaralı 64 rezidans ve 8 Penthouse bulunuyor.
Bellevue Residences by Kempinski
Bellevue Residences by Kempinski
Bellevue Residences Istanbul, rezidans sahiplerine hayatlarını kolaylaştıracak pek çok hizmeti Kempinski kalitesiyle sunacak: Her iki kulede de Concierge, her türlü rezervasyon hizmeti , seyahat organizasyonları gibi hizmetlerin yanı sıra  24 saat güvenlik, belldesk (bagaj, mesaj, paket ulaştırma), alışveriş, çamaşır ve kuru temizleme hizmetleri, rezidans içi temizlik hizmetleri, cam silme, ütü ve mutfak temizliği servisi, bebek bakıcılığı, evcil hayvan gezdirme, çiçek sulama, teknik destek ve IT hizmetleri gibi temel ihtiyaçlara yönelik servislerin yanı sıra yiyecek ve içecek hizmetleri, parti desteği, aşcı, garson kiralama imkanları da mevcut. Beş katlı bir otoparkı bulunan rezidansın sahipleri için otopark vale, havaalanı transfer ve özel ulaşım hizmetleri, rent-a-car, limuzuin, tekne, helikopter transferleri tek bir telefon yakınlığında.  Bellevue ve Astoria’dan sorumlu Kempinski Residences Istanbul Genel Müdürü Eyüp Babür, amaçlarının İstanbulluların Çırağan Palace Kempinski’den alışkın oldukları hizmet kalitesini gerek Astoria ve gerekse Bellevue’de yaşayan rezidans sakinlerine yaşam konforu olarak
Bellevue Residences by Kempinski
Bellevue Residences by Kempinski
sunmak olduğunu belirtiyor. Kempinski’nin Türkiye’deki 5 tesisinden sorumlu Bölge Direktörü Henri Blin ise, Bellevue rezidans sahiplerinin Kempinski ailesine katılan yeni fertler olduğunu, Kempinski Türkiye’nin kendilerine pek çok ayrıcalıklı imkanlar sunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade ediyor. Bellevue Residences İstanbul rezidans sahip ve sakinleri tesis içindeki Coppa restoran ve Luxury Fitness Bellevue & Anantara Spa ile yaşamlarına lezzet ve sağlık da katacaklar.  Coppa’da İtalyan, Çin, Meksika, Fransız ve Rus lezzetlerinin yanı sıra av yemekleri ve Fransız, İtalyan ve Güney Afrika şaraplarının da yer aldığı geniş bir şarap mönüsü sunuluyor. Tesis içinde 3 kat ve 4800 m2 alana yayılmış Ulus vadisi ve Boğaz manzaralı Luxury Fitness Bellevue & Anantara Spa cam tavanlı ve açık güneşlenme teraslı geniş kapalı havuzu, son teknoloji fitness aletleri, özel Pilates ve Kinesis stüdyoları, Anantara Spa’sında Elemis ürünleri ile çeşitli masaj ve vücut bakımlarından Thai masajına, Türk Hamamına, günlük terapi paketlerinden çocuklar için özel aktivite odalarına kadar pek çok imkan rezidans sahiplerinin kullanımına ve konforuna sunuluyor. Yatırımı Permak Grubu bünyesindeki Remag Gayrimenkul A.Ş. ve Astaş Gayrimenkul A.Ş tarafından yapılan ve inşa kalitesi itibari ile en lüks standartlara ulaşmış olan tesiste Türkiye’nin iş ve sosyal dünyasından pek çok ünlü kişi ve aile yaşamaktadır. Astaş Holding tarafından 34.500 m2 lik proje alanı üzerine inşa edilen Bellevue Residance’de, toplam 22.000 m2 ye sahip 66 lüks konut bulunuyor. Konutlar 226 ile 800 m2 aralığında büyüklüğe sahip, 2+1’den 6+1 e kadar değişen farklı yaşam alanları ile lüks ve konforu bir arada sunuyor. İstanbul’un en gözde mekanlarından Etiler’in girişinde yer alan proje şehrin tam merkezinde olması nedeni ile ulaşım bakımından da büyük avantaj sağlıyor.  Proje ayrıca Ulus’un yeşillikleri, Ortaköy ve İstanbul Boğaz manzarasına sahip eşsiz mimari yapıda ve optimum iç mekan kullanım alanına sahip konutları barındırıyor.   BELLEVUE RESİDANCE 22 KATLI İKİ KULEDE TOPLAM 66 DAİREDEN OLUŞAN ÖZEL BİR PROJEDİR. YÖNETİMİ BU ALANDA DÜNYANIN EN YETKİN KURUMLARINDAN OLAN KEMPİNSKİ TARAFINDAN YAPILAN VE DAİRE SAHİPLERİNE VALET PARKİNG.ARAÇ YIKAMA.HAUSE KEEPİNG.CATERİNG GİBİ HİZMETLER SUNULARAK RESİDANCE SAKİNLERİNE SINIRSIZ KONFOR SAĞLIYOR.   Bellevue Residences by Kempinski YATIRIM, MANZARA, LÜKS, İstanbul, İSTANBUL EN LÜKS KONUT 8. SIRA, Astaş İnşaat, Remag Gayrimenkul, Kempinski, Residences, rezidans, Etiler, KONFOR, LUXURY CITY BREAK IN ISTANBUL, Bellevue Residences,

bellevue residence satılık, bellevue residence kiralık, bellevue residence kağıthane

 
Yorum yapılmamış

Rezidansların Oluşumunu Hazırlayan Etkenler

Rezidansların Oluşumunu Hazırlayan Etkenler Rezidansların oluşumunu hazırlayan birden çok etken vardır. Bu nedenler sınıflandırıldığında temel olarak beş ana başlık altında incelenebilir. Kentsel, Yasal ve Yönetsel, Sosyolojik, Ekonomik, Konfor ve Teknoloji faktörleri. Bu ana başlıklara kısaca göz atmak ve incelemek rezidansların ortaya çıkışlarını ve gelişimlerini daha iyi anlayabilmek açısından yararlı olacaktır.

Merkeze geri dönüş nedenleri.

Kentsel Faktörler Türkiye de 1980’li yıllardan itibaren kent merkezinin eski cazibesini yitirmesi, artan göç ile beraber nüfusun artması, suç oranlarının yükselmesi, hava kirliliği, özel oto sahipliği ile birlikte gürültü kirliliğinin ve kazaların artması, altyapı eksikliğinden doğan otopark sıkıntısı üst ve orta kesimi kent dışı yerleşimlere yöneltmiştir. Bu dönemin yerleşim alanları açısından temel özelliği, metropollerden kaçan üst orta sınıfların eskisine göre daha yalıtılmış mekânlarda, sadece kendileri gibi olanlarla bir arada yaşama eğilimine girmeleridir. 1990’lı yılların üst orta sınıfın konut alanlarını önceki dönemlerden ayıran ve bu anlamda benzersiz kılan birçok öğe bulunmaktadır. Bu projelerin hemen hepsinde kentteki mevcut yaşamdan farklı bir yaşam tarzı oluşturma, kentin olumsuzluklarından arınmış korunaklı mekânlar yaratma çabası ön plandadır. Üst-orta kesimin kendi sosyoekonomik kümelenmelerinin ilk biçimi olan kent içinde boş olan arazilerde kapalı komünler oluşturma biçimi, 2000’li yıllara gelindiğinde İstanbul ölçeğinde çoktan işlemez olmuştur. Bunun tek nedeni olarak bu tür site inisiyatifli komünlerin işletme maliyetlerine de orantılı olarak kent merkezine ters orantılı olarak büyük yapı adalarına ihtiyaçlarının olması, bu noktada İstanbul’ da merkezde bu tür büyük yapı adalarının sayılarının tüketilmiş olması gelmektedir. Kent dışı yerleşimlere bir alternatif olarak geliştirilen rezidanslar ve karma kullanımlı merkezler, kent merkezinde merkezi iş alanında ve yakın bölgelerinde, merkezden kopmak istemeyen kesim için konforlu ve güvenli bir yaşam alanı sunarlar. banliyöleşme sonucu oluşan güvenlikli sitelerin kentin dışında olma durumu site sakinleri için bir dezavantaja dönüşmekte ve her gün evle iş arasında yaşanan trafik yoğunluğu pek çok site sakininin merkeze yakın semtlere, güvenlikli sitelerin düşey sirkülasyonla programlandığı çok katlı rezidanslara taşınmasına yol açmaktadır. Kentsel faktörler arasında sayılabilecek bir diğer faktör güvenlik faktörüdür. Tabakalaşmış toplumların hepsinde görünen suç olgusu İstanbul metropolü için de kaçınılmaz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelir düzeyindeki dengesizlik, tüketim toplumunun acımasızlığı, hukuk sistemindeki düzensizlikler, eğitim düzeyindeki düşüş, İstanbul’un güvensiz bir kent olmasına neden olmaktadır. Rezidanslar bu bağlamda kapıdaki valesinden, resepsiyon görevlilerine, otopark girişlerindeki güvenlik görevlilerine kadar, ayrıcalıklı olma eğilimindeki kentliye diğerlerinden daha güvende olmayı vaat etmektedirler. Rezidansların oluşumunu hazırlayan nedenler arasında trafik ve otopark sorununu bir diğer önemli kentsel faktör olarak gösterebiliriz. Levent bölgesinde yer alan yüksek katlı rezidans ve ofis bloklarının oluşturduğu yeni yoğunluk son yıllarda Türkiye genelinde geliştirilen raylı sistemleri göz ardı ederek karayollarına önem veren ulaşım politikası İstanbul ve birçok kent örneğinde etkilerini hala sürdürmektedir. Bu durum İstanbul özelinde belirli saatler ve arterlerde daha da içinden çıkılmaz bir hal alan trafik problemini ortaya çıkarmıştır. Kent çeperlerinden kent merkezindeki iş alanlarına ulaşımın yavaşlaması üst-orta sınıfın kent merkezlerindeki rezidanslara iten nedenlerden bir diğeri olmuştur. Kentsel faktörler arasında sayılabilecek önemli problemlerden biri de otopark sorunudur. İstanbul ilinin taşıt yoğunluğuna bakacak olursak, toplam taşıt sayısının %71 ini oluşturan özel araçların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İstanbul Ulaşım Sistemi ile Entegreli Yeni Otopark Alanları Planlaması, 2005 kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan otopark envanterine göre, İstanbul’da 1487 adet otopark bulunduğu belirlenmiştir. Oysa İstanbul’da ihtiyaç duyulan otopark kapasitesi, yaklaşık araç civarındadır. Bu durum özellikle şehir merkezinden uzaklaşmak istemeyen buna karşılık arabalarını gerek güvenlik, gerekse maliyet bakımından özel ya da belediyeye ait açık veya kapalı otoparklar ile yol içine park etmek istemeyenler ya da park alanlarının dolu olmasından kaynaklı gündelik hayatta sıkıntı yaşamak istemeyenler, İstanbul kent merkezinde konumlanmış, daire büyüklüklerine göre 1 ila 4 özel park yerlerine sahip rezidansları bir alternatif olarak görmektedirler. Özellikle son dönemde rezidansların tercih edilmesine neden olan önemli etkenlerden biri de deprem tehlikesidir. Büyük can ve mal kaybına yol açan depremler sonrasında Marmara Denizi içindeki deprem olasılığı artarak önceki tahminlerdeki olasılık değerini yükseltmiştir. Yapılan bu hesaplardan, çalışmanın yapıldığı yıla göre önümüzdeki 30-35 yıl içerisinde İstanbul’a yakın bir alanda kuvvetli bir deprem olasılığı yaklaşık %60, önümüzdeki 10 sene içinde %30-35 olarak bulunmuştur. Diğer yandan yukarıdaki veriler ışığında, niteliği oldukça düşük yapılardan oluşan büyük bir yapı stokuna sahip olduğumuz gerçeği ve bu yapı stokunun önümüzdeki büyük depremleri nasıl atlatacağı tartışmaları son dönemin en önemli tartışma konularından biridir. Deprem tehlikesine ve bu tartışmalara bağlı olarak son dönemde yeni yapılan yapılara önemli bir talep olduğu gözlemlenmektedir. Bir yapının depreme dayanıklı olması deprem performansını önemli yönde etkileyecek dört temel adımın doğru ve eksiksiz bir biçimde yerine getirilmesine bağlıdır. Zemin koşullarının hesaba katılması Mimari ve taşıyıcı sistem tasarımı (formun, mekânların ve taşıyıcı sistemin tasarımı) Mühendislik hizmeti (yönetmeliklere uygun yapısal hesaplamalar) Eksiksiz ve kaliteli uygulama (projelere uygun inşa edilmesi ve kaliteli malzeme kullanımı) Yapımı için daha üst düzey mimarlık ve mühendislik hizmeti gerektiren rezidanslar, yukarıda saydığımız koşulların yerine getirilmesine bağlı olarak deprem güvenliklerinin yüksekliği nedeniyle özellikle tercih edilmektedirler. Yasal ve Yönetsel Faktörler 1980’ li yıllarda ağırlığını iyice hissettirmiş olan küreselleşme ile birlikte dünyanın önemli kentleri küresel pazarda adeta yarışır hale gelmiştir. Uzmanlara göre ‘dünya kenti’ uluslararası sermayenin yoğunlaştığı ve birikiminin gerçekleştiği kentlerdir. Otoriteler dünya kentlerini sadece kontrol ve yönetim merkezleri olarak değil, aynı zamanda ticaret ve hizmet sektörü ile finans yeniliklerinin üretiminin de gerçekleştiği kentler olarak tanımlayarak dünya kenti kavramına yeni bir boyut kazandırmaktadır. İstanbul, bu kavramlar şekil kazanırken, Türkiye’ nin uluslararası sermayeye açılan kapısı olarak ilan edilmiş, yerel yönetimler, merkezi idare ve özel sektör, İstanbul’ a bu sıfatı kazandırmak için gerekli düzenlemeleri yapmakta vakit kaybetmemişlerdir. Nazım Planında İstanbul‘ un kentsel yaşam kaynakları olarak görülen kuzey kesimdeki tarım ve orman alanları ile su havzalarının korunması için metropoliten büyüme alanının doğuya ve batıya doğru lineer bir biçimde planlanmasına karşın şehir 1. Boğaz Köprüsü’ nün de yarattığı cazibeyle kuzey yönünde gelişmeye başlamıştır. Bu dönemde ulusal ve uluslararası sermaye Büyükdere Caddesinde başladığı büyümeyi Levent istikametine yönlendirmiş, sermayenin yüksek teknolojiyle donatılmış yapı talepleri doğmuştur. İstanbul nüfusunun hızla arttığı 1980‘ li yıllarda, Toplu Konut Yasası nın çıkması ve paralelinde gelişen teşviklerle konut sektörü büyük bir patlama yaşamıştır. Rezidanslar anlamında çeşitli kollardan hızlı konut üretimi başlamıştır. Bu dönemde daha sınırlı sayıda konut üretimi yapan yap-satçı üretimin yanında, özel sektör kent dışındaki boş ve büyük arazilerde hızlı bir şekilde toplu konutlar üretmeye başlamıştır. Bu konut üretimlerinin içinde özellikle özel sektör tarafından üretilen toplu konutlar, hızlı bir şekilde yüksek kâr elde edebileceği orta, üst-orta ve üst gelir gruplarına yönelik olarak üretilmeye başlamıştır.
  1. Boğaz köprüsünün açılması ile birlikte, iki köprüyü birbirine bağlayan Levent-Maslak hattı önem kazanmıştır. İstanbul, finans sermayesinin merkezi haline getirmiştir. Rezidanslar bu kapsamda sürecin ürünleri olarak ortaya çıkan önemli yapı tipleri olarak görülebilir.
Sosyal Faktörler Tüketim kültürü içerisinde üst orta sınıfın modern bireyi, kendi bireyselliğini ve üslup anlayışını yani yaşam tarzını sadece elbiseleri ile değil, evi, mobilyaları, dekorasyonu, otomobili ve diğer faaliyetleri ile sunmaktadır. Tüketim, basitçe maddi ihtiyaçların karşılanmasına hizmet etmenin ötesinde, kültürel bir eylem içeriği kazanmaktadır. Maddi ihtiyaçlar ikincileşmiş, ürünün kimlik değeri neredeyse kullanım değerinin önüne geçmiştir.

Vizyon Sahibi Olmak

Yaşam stilinize uygun hizmet anlayış bizim gibi düşünen tüm özel kentliler için Ekonomik Faktörler İstanbul, 1950’ lerde yap-satçı inisiyatifindeki konut üretimini, 1980’ lerde dönemin küreselleşme ve neoliberal politikalarıyla kırmış, özellikle 1990’ lı yılların ortalarına gelindiğinde gayrimenkul sektörünün önünü açan bir takım düzenlemeler ve yasalarla özel ve yabancı sermayenin konut üretimine dahil olmalarına sahne olmuştur. Kayda değer yeniliklerden biri de, yine bu dönemde ağırlığı iyice artmış olan akışkan sermaye (para sermayesi) ile büyük sermaye gruplarını doğrudan inşaat yatırımlarına çekmek olmuştur. Bu gruplar yatırımları kendi ölçekleri için rantabl kılmanın yolunu eskisine göre çok daha fazla tasarlanmış, kitlesel akımlara göre kurgulanmış, yeni kamusal yaşam biçimleri yaratma stratejileri ile çözmeye çalışmaktadırlar. Yeni konsept projeler bina değil işletme olarak tasarlanmakta; binaların işletmenin sabit sermayesi olarak işlev gördüğü bu development lar yeri değil, yaşama biçimini ( life style ) satmaktadırlar.
cityscape
cityscape
Plaza ofisler, gated community yerleşmeler, mall çarşılar, boutique oteller ve hepsinden önce de mixed use kompleksler yapmaktadırlar. Yatırımcıları rezidans gibi lüks konut projelerine bir başka deyişle pazar olarak üst-orta tabakaya iten sebeplerin başında spekülatif arsa alım satımlarından kaynaklanan fahiş fiyat artışları gelmektedir. Konut projelerinde maliyetin önemli bir bölümünü oluşturan arsalardaki fiyat artışları nihai tüketiciye de konut fiyatında artış olarak yansımaktadır. Konut maliyetlerinin içinde son yıllardaki gelişmelerden önce arsa maliyeti son dönemde kadar çıkmıştır. İstanbul’ daki yüksek binaların büyük bir çoğunluğu, elindeki arsayı değerlendirmek isteyen yatırımcılar tarafından inşa edilmekte ya da ettirilmektedir. Bu mekânların kullanıcıları, yeni üst-orta sınıftır. Dönemin mekânsal boyutta ayırt edici özelliği ise; üst orta sınıfın yaşam tarzlarına aracılık eden ve asal fonksiyonları alışveriş merkezleri gibi tüketim olmayan, barınma, sağlık, eğitim, kültür, çalışma vb. mekânlarının birbiri içine işlevsel geçişlerle ya da üst üste gelmelerle, tüketime endeksli mekânlar olarak kurgulanmalarıdır. Bugün İstanbul’ da hizmet veren rezidansların çoğu aşağıdaki hizmetlerin birçoğunu ‘rezidans sakinlerine verilen hizmet’ çerçevesinde verebilmektedir. Bu hizmetlerin yaygın olanları şunlardır; Resepsiyon/konsiyerj (concierge), Misafir kabul ve yönlendirme, Telefon yönlendirme, Faks ve mesaj alma, Para bozdurma/atm, Uyandırma servisi, Acil İlkyardım ve hijyen malzemesi temini, Sekretarya işlemleri (yurtiçi, yurtdışı otel ve uçak bileti rezervasyonu, araç kiralama, restoran, bar, gece klubü, sinema, tiyatro maç vb. rezervasyonları), Acil tıbbi yardım çağırılması, Çamaşırhane/kuru temizleme, Evcil hayvan bakımı, Alışveriş hizmeti (çiçek, hediye ev alışverişi), Kurye/postalama, Fatura ödeme, Ev eşyası tamiri, Ev temizlik servisi, Kısa mesafe alışveriş hizmeti, Yük ve eşya taşıma işleri, Basit ev içi işçilikler, Küçük ev aletleri tamiri, İş merkezi (çalışma/toplantı odası) hizmetleri, Faks/fotokopi çekme, İnternet kullanımı ve mesaj servisi, Vale hizmeti, Araç yıkama hizmeti, Restoran ve yemekhane (catering) hizmeti. Öte yandan rezidanslar teknolojik yenilikleri bünyelerinde barındırmada diğer konut türlerine oranla daha öndedirler. Bu durum hem teknoloji ve akıllı bina kavramlarının rezidanslar için bir pazarlama unsuru olduğundan, hem de bir önceki nedenden daha çok, rezidansların bir takım teknolojik altyapılarının sağlanmasının kuruldukları dikey dünyada birer zorunluluk halini almasındandır. Ülkemizde de özellikle 80’ li yıllardan itibaren başlayan ve ivme kazanan bu olgunun yansımaları ve mimari ürünlerin en önemli çıktıları küresel dünyada önemli bir dünya kenti olan İstanbul kapsamında gözlemlenebilir. Rezidanslar Küreselleşme olgusu ile ortaya çıkan ve talep gören bu mimari ürünleri yeni yapı tipolojileri bağlamında, alışveriş merkezleri, karma kullanımlı yapılar, kapalı siteler, yüksek katlı ofis yapıları, alt kent kapalı siteler ve rezidanslar olarak sıralayabiliriz. REZİDANSLAR İstanbul’ da küreselleşme olgusunun önemli ürünleri haline gelmişlerdir. İstanbul’ da özellikle son on yıllık dönemde kent merkezinde yapılan karma fonksiyonlu yapı tipleri arasında yer alan rezidansların inşaat sektörünün farklı aktörlerinin (mimar, yatırımcı, gayrimenkul pazarlama uzmanları, kullanıcılar) görüşleri doğrultusunda tanımı yapılmıştır. Bu tanım yapı sektöründe kavramın doğru ve yerinde kullanılmasına yönelik önemli bir katkı sağlayacaktır. Buna göre Mimar Emre Arolat’ ın tanımına dayanarak rezidans kavramını Yüksek gelirli sınıfın kullanımına yönelik, kent merkezinde veya merkeze yakın, 15 kattan daha yüksek, içinde konut alanları dışında yaşayanların kullanımına yönelik sosyal alanları da barındıran lüks konut alternatifi yapılar olarak geliştirebiliriz. Çalışma kapsamında rezidansların oluşumunu ve tercih edilmesini etkileyen nedenler incelenerek bu etkenler beş ana başlık altında sınıflandırılmıştır. İstanbul ve diğer büyük şehirlerde kullanıcılara yeni bir yaşam tarzı sunma ve buna bağlı olarak tercih edilme konusunda oldukça popüler olan bu yapı tipinin çekim gücü kentsel faktörler, yasal ve yönetsel faktörler, sosyal faktörler, ekonomik faktörler, konfor ve teknoloji faktörleri temelinde aşağıdaki bulgulara dayanmaktadır. Merkezden kopmak istemeyenler için konfor ve güvenli yaşam alanı ihtiyacı Güvenlik sorunu Trafik sorunu ve otopark ihtiyacı Deprem tehlikesi Uluslararası sermayenin İstanbul’ u finans ve çekim merkezi haline getirmesi Rezidansların yapımını kolaylaştıran yasa ve yönetmelikler toplumun kimlik ve tüketim nesnesi arayışları Özel ve yabancı sermayenin konut üretimine dahil olması Merkezdeki arsa değerlerinin yüksekliğine bağlı olarak çok fonksiyonlu yapı tiplerinin öne çıkması Rezidansların programlarında kullanıcıların gündelik hayatlarını kolaylaştıracak çeşitli hizmetleri barındırması Rezidansların kullanıcıların hayatını kolaylaştıran teknolojik özellikler sunmaları, olarak sıralanmaktadır. Rezidansların oluşumunu ve tercih edilmesini etkileyen nedenlerin geçerliliğini sürdürmesi ve özellikle bugünkü talebin devam etmesi ve bu talebi desteklemeye yönelik faktörlerin değişmemesi, rezidansların üretimlerinin daha da artarak süreceğini göstermektedir.